Volume 5 - Issue 1

January 2017

Facebook Share on Google+ Save to Zotero Save to Mendeley

Pozitif bir karakter gücü olarak affedicilik

Fatma Tuba Aydın
Pages: 1-22

Bu çalışmada pozitif karakter güçlerinden biri olan affedicilik kavramı ve affedicilik odaklı terapiler Türk yazın alanına tanıtılmıştır. Bu gözden geçirmede ele alınan konular şunlardır: affediciliği tanımlama çabaları; gelişimi; sosyal ilişkiler, fiziksel ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri; belirleyicileri; ölçülmesi; psikoterapiye uyarlanması; ülkemizde bu konuda yapılan araştırmalar; affediciliğe yönelik eleştiriler ve son olarak çalışılmaya ihtiyaç duyulan alanlar. Ortaya konan farklı affedicilik tanımlarının büyük bir kısmı affeden bireyin intikam alma gibi negatif duygularının empati, şefkat gibi pozitif duygularla yer değiştirmesine vurgu yapmaktadır. Alanyazında hem affeden hem de affedilen bireylerin sosyal ilişkileri ile fiziksel ve ruhsal sağlıklarında iyileşme olduğu ortaya konmuştur. Geliştirilen farklı ölçeklerle birlikte affedicilik üzerine yapılan bilimsel çalışmaların sayısı hızla artmaktadır. Affedicilik odaklı terapi modelleri geliştirilmiş ve farklı danışan grupları üzerinde olumlu etkileri görülmüştür. Erdem olarak görülen affedicilik birçok kültürde olduğu gibi Türk kültüründe de teşvik edilmektedir.

View it in PDF

The Revised Short Gratitude, Resentment, and Appreciation Test (S-GRAT): Adaptation for Turkish college students

Nagihan Oğuz Duran
Pages: 23-37

The three studies presented below conducted with a total of 974 participants to determine the psychometric properties of the Revised Short Gratitude, Resentment, and Appreciation Test (S-GRAT) for Turkish college students. Following the translation procedures, first, in Study 1 (N = 304), confirmatory factor analysis conducted to examine the factor structure of the scale. Results confirmed the original three-dimensional model (χ2/df = 265.15/ 101; GFI = .90; CFI = .92, SRMR = 0.07; RMSA = .07). Then, Study 2 (N = 551) was undertaken to test the convergent and criterion validity, and internal reliability of the scale. Results showed associations between gratitude scores and measures of well-being, as well as satisfactory internal reliability. Finally, results of Study 3 (N = 119) demonstrated satisfactory test–retest stability both for the total score and for all three subscales. Results of the three studies together demonstrated good psychometric qualities of the Turkish S-GRAT to assess dispositional gratitude in Turkish college students.

View it in PDF

Özgünlük Ölçeği’nin uyarlanması ve özgünlük ile mutluluk arasındaki ilişkide maneviyatın aracı rolü

Didem Aydoğan Yaşar Özbay Şener Büyüköztürk
Pages: 38-59

Özgünlük (authenticity) son yıllarda pozitif psikoloji çalışmaları içerisinde öne çıkan bir kavramdır. Bu çalışmanın iki amacı bulunmaktadır. Birinci amacı, Özgünlük Ölçeği'nin Türkçe formunun psikometrik özelliklerinin incelenmesidir. İkinci amacı ise özgünlük ve mutluluk arasındaki ilişkide maneviyatın aracı rolünü değerlendirmektir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Özgünlük Ölçeği, Manevi Yönelim Ölçeği ve Oxford Mutluluk Ölçeği kullanılmıştır. İlk amaç doğrultusunda üniversite öğrencileri (N = 315) üzerinde test edilen yapı geçerliliği doğrulayıcı faktör analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir ve önerilen dört faktörlü yapının kültürel olarak geçerliliği ortaya konulmuştur. Bununla birlikte araştırmanın ikinci amacında, özgünlük ve mutluluk arasındaki ilişkide maneviyatın kısmi aracılık rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar pozitif psikoloji yaklaşımı temelinde ve kültürel boyutlarıyla beraber ruh sağlığı alanında yapılan araştırmalar ve uygulamalar bağlamında değerlendirilmiştir.

View it in PDF

Beş boyutlu iyi oluş modeli: PERMA Ölçeği Türkçe Formunun geçerlik ve güvenirliği

İbrahim Demirci Halil Ekşi Duygu Dinçer Selami Kardaş
Pages: 60-77

Bu çalışmanın amacı PERMA Ölçeği’ni Türkçeye uyarlamak ve ölçeğin geçerlik ve güvenirliğini incelemektir. Çalışma grubu 253 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Doğrulayıcı faktör analizinde birinci düzey ve ikinci düzey modelin kabul edilebilir uyum verdiği görülmüştür. Ölçekteki maddelerin faktör yükleri .42 ile .89 arasında değişmektedir. Ölçeğin iç tutarlılık güvenirlik katsayısı .91 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin alt boyutlarının iç tutarlılık güvenirlik katsayıları .61 ile .81 arasında değişmektedir. Ölçeğin test tekrar test korelasyon katsayısı ölçeğin tamamı için .83 olarak bulunmuştur. Alt ölçeklerin test tekrar test korelasyon katsayıları .61 ile .85 arasında değişmektedir. Ölçeğin madde toplam puan korelasyon katsayılarının .32 ile .70 arasında değiştiği görülmüştür. PERMA ile yaşam doyumu ve öznel mutluluk arasındaki pozitif korelasyonlar ölçeğin ölçüt bağıntılı geçerliğinin kabul edilir düzeyde olduğu göstermiştir. Araştırmanın sonuçları PERMA Ölçeği’nin Türkçe formunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu ve Türkiye’de yürütülecek bilimsel araştırmalarda kullanılabileceğini ortaya koymuştur.

View it in PDF

Development of a new construct of employee well-being: A qualitative study

Shirli Ender-Büyükbay Ela Ünler F. Tunç Bozbura
Pages: 78-97

There is a growing interest for positive psychology at organizational management. Companies have increasingly been valuing the well-being of their employees, and seeking the impact to their work performance. Nonetheless, present models are limited in explaining employee well-being and in predicting performance; therefore a broader, multi-dimensional model is needed. This study presents the qualitative part of a larger research analysis, proposing a new and multi-dimensional well-being construct to explain employee well-being and to predict individual work performance. Through a series of literature review and focus group research analysis, it has determined 20 out of 38 positive psychology and work-related elements to predict performance. These elements set the ground for a future quantitative research phase, measuring the mediating effect of employee‟s well-being on the human resources practices and work performance relationship. Based on extensive body of research on theory of well-being, first major contribution of this study is the proposal of a new well-being construct to predict employees‟ performance. Second, it offers the possibility to determine the significance of HR practices on employees‟ well-being and performance. Results, future research and implications have been discussed.

View it in PDF

REACH affetme modelinin Türk kültürü üzerinde etkililiğinin incelenmesi

Hayrünnisa Özgür Jale Eldeleklioğlu
Pages: 98-112

Bu çalışma, affetmeyi arttırmaya yönelik hazırlanan grup müdahale çalışmasının, lise öğrencilerinin affetme ve ruminasyon düzeylerine etkisini incelemek ayrıca REACH Affetme Modelinin, Türk kültüründe etkisini sınamak amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya aynı liseye devam eden 128 son sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilere Affedicilik Ölçeği ve Ruminatif Düşünme Biçimi Ölçeği uygulanmış ve affetme puanı en düşük çıkan 20 öğrenciden gönüllü olan 10 tanesi deney, 10 tanesi de kontrol grubunu oluşturmuştur. Deney grubuna katılan öğrencilere, Worthington’un REACH Affetme Modeline göre araştırmacı tarafından hazırlanan 5 haftalık grup çalışması uygulanmıştır. Kontrol grubuna ölçümler arasında herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu model kullanılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS 17.0 paket programı ve parametrik olmayan istatistikler kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre deney ve kontrol grubunun affetme son test sonuçları arasında anlamlı düzeyde bir fark olduğu bulunmuştur. Ayrıca deney grubunun ruminasyon ön test- son test puanları arasında da anlamlı düzeyde fark olduğu ortaya çıkmıştır.

View it in PDF

Aristoteles’te tercih - mutluluk ilişkisi ve Kahneman’cı bir değerlendirme

Tufan Çötok
Pages: 113-121

Mutluluk kavramı Yunan düşüncesinde Aristoteles tarafından ahlak felsefesinde tercih kavramı ile birlikte düşünülmüştür. Bir tür iyi yaşama durumuna gönderme yapan mutluluk, ancak eylemler aracılığıyla ortaya çıkar. İnsanın eylemleri seçim, tercih, isteme, arzu, tutku kavramları aracılığıyla gerçekleşir. Aristoteles bu kavramları tahlil ederek kendisini bilen ve kendisine egemen olan bir kişinin iyice düşünüp taşınması sonucu ortaya çıkan tercihlerin bizi mutluluğa götüreceğini iddia etmektedir. Dolayısıyla tercih, karar verme sürecinden önce gelen ve nasıl bir mutluluk istenildiğine dair kişisel bir öngörü gerektiren ve bu öngörünün yaşama geçmesi için hangi eylemin neden yapılacağı ve dolayısıyla diğerlerinin neden yapılmayacağı üzerinde iyice düşünüp taşınıp bu düşünceye uygun eylemektir. Aristoteles‟in kurduğu ilişki, Kahneman‟ın 1. Sistem – 2. Sistem düşüncesiyle tekrar değerlendirilebilir. Buna göre çabuk ve hızlı olan 1. Sistem arzu ve tutkularla, yavaş ve düşünümsel olan 2. Sistem isteme ve tercihle ilgilidir. Bu bağlamda karar verme sürecinde Aristoteles‟in seçimden ayırdığı ve mutluluğa sağlayan yeti olarak gösterdiği tercih, modern insanın kararlarında seçime indirgenmiştir.

View it in PDF

Quality of life and stages of behavioural change for physical activity in people motivated to reduce their cardiovascular risk

Vera Storm Dominique Reinwand Julian Wienert Sonia Lippke
Pages: 122-133

Regular physical activity has been shown to be associated with improved quality of life (QoL). However, systematic investigations of the association between motivational stages of change for physical activity and different domains of QoL are lacking. A randomized controlled trial was conducted to improve physical activity and fruit and vegetable consumption in Germany and the Netherlands (N = 790) participants. The mean age was 50.9 years (SD = 12.2, Range: 20-84), 62.9% (N = 497) of the participants were female. Besides socio-demographic information, QoL, physical activity, the stage of change for exercise, and body mass index (BMI) were obtained via a web-based self-report. There were significant interrelations of stages of change for activity with the different domains of physical, psychological, social relations, and environment QoL (Wilks λ = .94, df = 12, p < .001). Study participants of the maintenance group showed highest QoL levels across all domains, while the pre-contemplators/contemplators showed the lowest QoL values. The relationship between the stage of change and QoL was different among BMI groups. Healthcare providers should individually encourage people to attain higher stages of change for physical activity due to the association with both, a higher QoL and lower BMI and should give personalised feedback on physical activity levels. However, there is a need for further longitudinal studies to acquire a more complete understanding of long-term mechanisms of stage of change for physical activity, BMI and QoL.

View it in PDF

The Journal of Happiness & Well-Being (JHW) welcomes you,

We are pleased to announce 9th issue of The Journal of Happiness and Well-Being in 2017.

I would like to thank to editorial board, reviewers and the researchers for their valuable contributions to the journal and this 9th issue.

Assoc. Prof. Dr. Tayfun Dogan

Editor-in-Chief

www.tayfundogan.net